Kendi gölgesiyle yüzleşmeyen insan, onu kader olarak yaşar.

Carl Gustav Jung, modern psikolojinin en etkileyici figürlerinden biri. Bilinçdışı, arketipler, bireyleşme süreci ve insanın içsel yolculuğu gibi konulardaki fikirleri, sadece akademik dünyayı değil, eğitimcileri, ebeveynleri ve rehber öğretmenleri de yakından ilgilendiriyor. Rehberlik Akademisi olarak Kişilik Tipi Belirleme Envanterimiz olan KİTBE’nin dayandığı kuramın öncüsü olan Jung’un Şubat 2025’te çıkan ilk baskısını alıp okumaktan kendimizi alıkoyamadık. 

 

Carl Jung’un Derinliklerine Yolculuk: “Jung Konuşuyor” Kitabı Üzerine

📖 “Jung Konuşuyor” adlı eser, onun psikolojiye, eğitime ve bireysel gelişime dair en çarpıcı görüşlerini içeren oldukça güzel bir derleme olmuş. 

Meraklısı için kitabın içinden bir bölümü de bu yazımızda ele aldık: Herkesin İki Ruhu Vardır

Jung zamanında çok önemli çalışmalara imza atmıştır. Kendisinin günümüze ışık tutan bazı sözlerini de bu vesileyle paylaşarak eğitimci ve veli bakış açısıyla bloğumuzda yer vermek istedik.

İşte kendisinin bazı önemli sözleri:

 

 

“Gerçek dönüşüm, insanın kendini tanıması ve içsel dünyasında gizli kalan yönlerini fark etmesiyle başlar.”

Jung’a göre kişisel gelişim, bireyin kendi doğasını anlamasıyla başlar. Eğitim dünyasında da başarılı bir öğretim süreci ancak öğrencinin kendi yeteneklerini, ilgi alanlarını ve öğrenme tarzını keşfetmesiyle mümkündür.

📌Her öğrenci, farklı bir karakter, öğrenme biçimi ve dünyayı algılama şekline sahiptir. Geleneksel ezberci eğitim yerine, öğrencinin bireysel farklılıklarını destekleyen bir yaklaşım benimsemek, onları daha başarılı ve mutlu bireyler haline getirebilir.

 📌Çocuğunuzu yalnızca akademik başarıları üzerinden değerlendirmeyin. Onun kendini tanımasına fırsat verin, hatalar yapmasına izin verin ve içsel dünyasını keşfetmesine yardımcı olun.

 

 

“Çocuk, sadece öğretileni değil, hissettiklerini ve gördüklerini de özümler.”

Jung’a göre çocuklar, onlara sunulan sözlerden çok, çevrelerindeki yetişkinlerin tutumlarından etkilenir.

Okulda öğrenciler, sadece ders anlatan birini değil, onlara ilham veren bir modeli görmek isterler. Bir öğretmenin öğrenmeye olan tutkulu yaklaşımı, öğrencileri de öğrenmeye teşvik eder. 

Çocuğunuzun davranışlarını şekillendiren en önemli faktör, sizin ona gösterdiğiniz örneklerdir. Ona güven aşılamak, problem çözme becerilerini geliştirmesine destek olmak ve onu özgür düşünmeye teşvik etmek, ömür boyu sürecek bir etki yaratabilir.

 

 

“Modern insanın ruhsal krizi, dış dünyaya olan aşırı ilgisi ve iç dünyasından uzaklaşmasıyla ilgilidir. İnsan, dışsal başarılarıyla meşgulken içsel benliğini unutmuştur.”

Jung, bireyin dış dünyanın beklentilerine kapılarak içsel benliğinden uzaklaşmasını büyük bir tehlike olarak görüyordu. Günümüz eğitim sistemi de çoğu zaman çocukların ruhunu ve yaratıcılığını ikinci plana atarak yalnızca akademik başarıya odaklanıyor.

📌Öğrencilerin sadece testlerden yüksek puan almasını değil, aynı zamanda düşünmesini, sorgulamasını ve anlam yaratmasını sağlamalıyız. Eğitim, sadece bilgi aktarmak değil, öğrencinin kendi potansiyelini keşfetmesine yardımcı olmak için bir araç olmalıdır.

📌Çocuğunuzun ruhunu kaybetmemesi için ona farklı alanları keşfetme özgürlüğü tanıyın. Sadece derslere değil, sanata, müziğe, doğaya ve sosyal deneyimlere de vakit ayırmasını teşvik edin.

 

 

 

“Kendi gölgesiyle yüzleşmeyen insan, onu kader olarak yaşar.”

Jung’un “gölge” kavramı, insanın bilinçli olarak kabul edemediği yönlerini, farkında olmadan başkalarına yansıtmasıdır.

Bu söz, Jung’un “gölge arketipi” kavramına dayanır. Gölge, bireyin bilinçdışında bastırdığı, kabul etmek istemediği veya farkında olmadığı yönleridir. Eğer bir insan, kendi içsel karanlık yönleriyle yüzleşmezse, bu bastırılmış unsurlar farkında olmadan hayatını şekillendirir. Yani, kişi kendi eksikliklerini, korkularını veya zayıflıklarını bilinçli bir şekilde ele almazsa, bunlar hayatındaki olaylarda ve ilişkilerinde karşısına çıkmaya devam eder.

📌 Öğrencilerin zorlayıcı davranışlarının altında yatan nedenleri görmeye çalışın.
Bir öğrenci sürekli disiplinsiz ya da ilgisiz görünüyorsa, bu sadece yüzeyde görünen bir durum olabilir. Belki de ailesinden yeterince destek görmüyor, başarısızlık korkusu taşıyor veya içsel bir çatışma yaşıyor. Bu yüzden, yalnızca görünen davranışı değil, onun ardındaki psikolojik dinamikleri anlamaya çalışın.

📌 Çocuğunuzun davranışlarına kendi bastırılmış duygularınızı yansıtıyor olabilir misiniz?
Eğer çocuğunuzun kendi yapamadığınız şeyleri yapmasını bekliyorsanız veya onun belirli yönlerini fazlasıyla eleştiriyorsanız, belki de kendi geçmişinizde çözülmemiş meselelerle yüzleşme vakti gelmiştir. Örneğin, çocukken baskılanmış bir kişi, çocuğunu aşırı serbest bırakma eğiliminde olabilir ya da tam tersi, kendi eksikliklerini telafi etmek için çocuğuna aşırı disiplin uygulayabilir.

İçedönüklerin dışadönük anları, kişiliklerinin esnek ve dinamik doğasını gösterir. Bu anlar, bireylerin kendilerini ve çevreleriyle olan etkileşimlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olur. Kendi içedönüklüğümüzü ve dışa dönük anlarımızı keşfetmek, bizi daha bütüncül ve uyumlu bir yaşam sürmeye teşvik eder.

Jung’un Düşünceleri Neden Önemli?

Jung’un fikirleri, sadece psikolojiyi değil, sanat, mitoloji, din, felsefe ve kişisel gelişimi de kapsar. Onun bireyleşme süreci, arketipler, bilinçdışı ve rüyalar üzerine yaptığı çalışmalar, kendimizi daha iyi tanımamız ve anlamlı bir hayat sürmemiz için güçlü bir rehber sunar.

Jung’un derinlemesine psikolojik analizleri ve insan doğasına dair gözlemleri, sadece terapistler için değil, kendini keşfetmek isteyen herkes için değerli içgörüler sunuyor.

Siz de insan psikolojisinin derinliklerine inmek, bilinçdışı dünyanızı keşfetmek ve Jung’un rehberliğinde içsel bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız, “Jung Konuşuyor” kitabını mutlaka okumalısınız.  En azından onu tanımak için oldukça faydalı bir kaynak, bazı düşüncelerine katılmıyor olsak bile. 

Jung’un kitapları meslekten olmayanlar için zor okunur olsa da, doktorun kendisi gibi, büyülü bir hesaplanamazlığa; bir yarayı kaşırken aynı zamanda yatıştıran bie hünere, bizi soyut sözcüğün anlamının ötesine götüren bir güce sahiptir.

BONUS İÇERİK: -Herkesin İki Ruhu Vardır.- C.G.Jung

Jung, 1932 Kasım ayının ilk günlerinde, Viyana’daki Kulturbund’da günümüzde kaydı bulunmayan bir konu hakkında tekrar konferans vermeye davet edildi. ‘Jeder Mensch hat zwei Seelen’ (‘Her insan iki ruha sahiptir’) adlı aşağıdaki söyleşi 9 Kasım 1932’de Neues Wiener Journal’da tamamen Jung’un sözleriyle yayımlanmıştır.

İnsanın sayısız özelliğe sahip, son derece farklılaşmış ve tam anlamıyla gelişmiş bir beyinle donatılmış olarak doğduğuna dair iddiam, çoğu zaman husumetle karşılandı. Çoğu kimse, oldukları her şeyin, ruhsal egoların gündelik olaylara verdiği her tepkinin, eğitimleri ve çevreleri tarafından belirlendiğine inanmaya devam ediyor.

Atalardan kalan ruh hakkında çok az kişinin bilgisi var, buna inananlarsa daha da az. Hepimiz insanlığın bütün tarihinin taşıyıcıları değil miyiz? Her birimizin iki ruhu sahip olduğuna inanmak, neden bu kadar zor? İnsan elli yaşına geldiğinde, yarım yüzyıldır var olan, varlığının sadece bir yarısıdır. Aynı şekilde pşisesinde yaşayan diğer yarısı, milyonlarca yıl yaşında olabilir. Doğan her çocuk, bu dünyaya tam donanımlı bir beyinle gelir. Yaşamın ilk aşamalarında zihin henüz beden üzerinde hâkimiyet sağlamamış olsa da, dış dünyaya tepki vermeye hazırdır. Bu tür zihinsel dürtüler, etkisini yaşam boyunca gösterir ve kişinin düşüncelerinde belirleyici olmayı sürdürür.

Yenidoğanın, zihinsel yetilerini hayatın ilk gününde geliştirmeye başlamaz. Tamamlanmış bir yapı olan zihni, kendisinden önceki sayısız hayatın sonucu olup içeriksiz olmaktan çok uzaktır. Bireyin kişisel olmayan psişesinin uzandığı uzak geçmişi ise muhtemelen hiçbir zaman keşfedemeyeceğiz. 

İnsanın kişisel psişesinin sadece kendi ömrü boyunca geliştiğine, çevre ve eğitimin bu süreçte belirleyici etkilere sahip olduğuna şüphe yoktur. Bu etkiler, çocuğun yaşamının ilk günlerinden itibaren etkili olmaya başlar. Bütün olarak bakıldığında, küçük bir çocuğun beyninin alma kabiliyeti büyük ölçüde azımsanmaktadır, fakat mesleğini icra eden bir psikolog için çoğu zaman aksi yönde kanıtlar vardır. Nevrotiklerde, çok erken çocukluk deneyimlerine kadar uzanan psişik kusurlarla sürekli karşılaşırız. Oyun alanında veya yatağında biraz sertçe azarlanan bir çocuğun hayatı boyunca etkisini altında kalması sık görülen bir durumdur.

İki ruh, bir kişinin düşünce ve hislerinde sık sık çelişkilere yol açar. Çoğu zaman, kişisel ve kişisel olmayan psişe bile doğrudan karşıtlık içindedir. Bir Psikolog için her insanda iki ruhun yaşadığını gösteren yüzlerce örnek vardır. Pek çok hastam –benim insan bilincinin annesi diye adlandırdığım– hayal güçlerini kullanarak resimler çizmiş ve belirli yasalarla tuhaf bir uyum sergileyen Hint ve Çin tapınak imgeleriyle tuhaf paralellikler içeren rüyalar anlatmıştır. Bu insanlar Uzak Doğu’nun kadim tapınak kültürleri hakkında nereden bilgi edinmiş olabilir? Yüzlerce yıl önce yaşanan olaylar hakkında tasavvurlara sahip hastalar tedavi ettim. Bunların tamamı biliçdışından, kişisel olmayan ruhtan, yenidoğanın tamamlanmış beyninden gelebilir. 

Çağdaş insan, insan ırkının ağacındaki en son olgun meyveden başka bir şey değildir. Hiçbirimiz ne bildiğimizi bilmiyoruz.

 

Son Sözler

📌 “Çocuklar, ebeveynlerinin farkında olmadan gösterdikleri tutumları ve duyguları emerler. Çocuk eğitimi, yalnızca sözlerden değil, ebeveynin kendini nasıl eğittiğinden de oluşur.”

📌 “Bir insanın kişiliği, çocuklukta gözlemlediği modellerin ve deneyimlerin bir toplamıdır. Çocuk, sadece öğretileni değil, hissettiklerini ve gördüklerini de özümler.”

📌 “Eğer ebeveynler, çocuklarına sadece öğütler vererek onları şekillendireceklerini düşünüyorlarsa, büyük bir yanılgı içindedirler. Çocuklar, ebeveynlerinin bilinçdışı örüntülerini de kopyalar.”

📌”Modern insanın ruhsal krizi, dış dünyaya olan aşırı ilgisi ve iç dünyasından uzaklaşmasıyla ilgilidir. İnsan, dışsal başarılarıyla meşgulken içsel benliğini unutmuştur.”

📌 “Ruh, modern insanın gözünde artık bir gerçeklik değil, sadece psikolojik bir fenomen haline gelmiştir. Oysa ruh, insanın varoluşunun merkezidir.”

📌 “Bilinçdışından kopan insan, kendini yalnız, yabancılaşmış ve anlamsız bir dünyada kaybolmuş hisseder. Ruhsuz bir varoluş, içsel boşluğa yol açar.”

📌 “Başkalarına yansıttığımız her şey, aslında kendi içimizde reddettiğimiz şeydir.”

 

Bu site, reCAPTCHA ile korunmaktadır ve Google'ın Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları geçerlidir.